GÖZDE KUŞAKÇIOĞLU
Merhaba. Ben Zeynep Gözde Kuşakcıoğlu. 1986 Ankara doğumluyum. İlk
ve orta öğrenimimi TED Ankara Koleji'nde tamamladım. Lisans eğitimimi
Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde yaptım ve 2010 yılının Ocak
ayında Finans dalındaki Yüksek Lisans diplomamı aldım. Şu an itibariyle
tam zamanlı olarak Aqua Club Dalgıç Okulu'nda yani dalışı tanıdığım ve
sevdiğim yerde dalış eğitmenliği yapıyorum.
Kendimi bildim bileli suyu sevmişimdir. Su ferahlık, dinginlik, güveni
hatırlatır bana. Bu sebeple belki, bugüne kadar yaptığım her dalışı bir
hisle bağdaştırıyorum. Görüntü olarak değil, hissiyat olarak canlanıyor
içimde. Kimisi çok sakin oluyor. O zaman geriye huzur ve kabarcık seslerinin
bıraktığı tazelik kalıyor. Sanki dolu dolu taze bir nefes alır gibi...
Kimi dalış heyecanlı, akıntılı oluyor. Akıntıyla akıp gittiğimde
kendimi bir toz tanesi gibi hissediyorum. Bu dünyanın küçücük bir parçası.
Bazı dalışlar rengarenk oluyor, cıvıl cıvıl. O zaman da bir ıstakozu
kovuğunda görmek, bir Napolyon balığını selam verirken izlemek, bir köpekbalığının
umursamazlığına şaşırmak sevindiriyor beni. Bazı dalışlar ise zorlu ve
soğuk oluyor. Onları mücadele olarak hatırlıyorum. Psikolojik ve fiziksel
bir direniş, pes etmemek için kendimle çelişmek. Her dalış duygularımı
canlandırıyor. Yaşadığımı, nefes sesimi kendi kulaklarımla duyarak ve
nefes aldığımı ciğerlerimin en uç noktalarında
hissederek fark ediyorum.
Bu noktaya bir anda gelmedim elbette. Herkes gibi aklımda bir sürü
soru olarak geldim dalış kursuna. Aqua Club'a adımımı attığımda “bir
iki dalış yaparım, devamı gelir mi bilmiyorum” diyordum. Kendimi bile şaşırtacak
derecede dalışı sevdim. İlk önce sualtında nefes alabilmeyi sevdim, renkli
balıkları, sadece Akdeniz'e has maviyi, Ege'nin yeşile bakan rengini... Sonra
derinde olmayı sevdim, “herhalde çok ürkütücüdür” diye düşündüğüm
batıkları sevdim. “Ne zevki var?” diye düşündüğüm gece dalışına
bayıldım. Sadece sualtında olup, sanki bütün ömrümce sualtında yaşamışım
gibi hissettiren o tanışıklığı sevdim.
Sonra bir gün geldi, “Sen eğitmen ol” diyen Asutay Hocamın sesini
duydum. Çekindim, emin değildim ama yine de denemeye karar verdim. Zorlu bir sürecin
ardından, 2008 yılında Fethiye'de PADI Eğitmeni ünvanını kazandım. Ondan
sonraki adımlar hızlı geldi. Uzmanlık eğitmenlikleri, Teknik Derin ve
Trimix dalgıçlığı, Kurmay Eğitmenlik (Staff Instructor) ve bu yıl edindiğim
Usta Eğitmen (Master Instructor) ünvanı...
Bunlar kazandığım ünvanlar. Kazandığım deneyimlerin yanında çok
da önemli değiller bence. Ancak dalış eğitmeni olduktan sonra yaşanabilecek
deneyimler bana çok şey kattı. Ancak dalgıç olanların gördükleri şeyleri
görmek bana çok şey öğretti. Ancak bir teknik dalgıcın olabileceği
ortamlarda, zorlu görevler yapmak beni geliştirdi. İlk kez sualtında nefes
alan çok kişi gördüm; bundan müthiş keyif alanları, korkularını
yendikleri için kendilerini tebrik edenleri, dalış sayesinde tanışıp dost
olanları, eşini, nişanlısını bu uğraşla bir an önce tanışması için
kursa yazdıranları, ilk dalışlarında sevdiklerinin elinden tutan dalgıçları
gördüm. Sualtında olmaya benim gibi aşık olanları ve kopamayanları gördüm.
Derinde, dört tüpün arasında, tekniği hayata geçirmeyi, bir cerrah titizliğinde
hareket etmeyi, ağır yük ve ağır stres altında makul olabilmeyi ve bir takım
olmanın önemini öğrendim.
Bunları görebilmemi, öğrenmemi ve insanların heyecanlarında ufacık
bir katkım olmasını sağladığı için eğitmen olmayı ve dalmayı
seviyorum. Bu işi Aqua Club'da yapmayı seviyorum. Okulun bir şahsiyeti olduğunu
bile düşünüyorum bazen. Hepimizin, eğitmenlerin, dalgıçların,
kursiyerlerin, misafirlerin bu okulu “bir kişi” haline getirdiğini düşünüyorum.
Bizi iyi birer dalgıç ve sonra iyi birer eğitmen yapan bir kişilik. İlkeleri
olan, sualtını koruyan, ciddi ve ciddi olduğu için de bazen eleştirilen ama
“eleştirilere rağmen nedense” başarılı bir kişilik. Doğrularını
savunan, doğru bildiğinden ödün vermeyen, doğayı seven, dalgıç yetiştirmeyi
seven, bilgili ve doğal. Eğlenceli ama emniyetli, her yaşı kucaklayan,
herkesin kafa dengi olabilen bir kişilik. Kişilikli olduğu için, sevdiğimiz
için buradayız, kuşkusuz. Eğitmenler, öğrenciler, deneyimli dalgıçlar
yani tüm Aqua'lılar....
Bu yazıyı beni tanımayan biri okuyorsa eğer ve “Dalmak nasıl bir
şey acaba?” diyen biri varsa orada: Yepyeni bir dünya görmek için, ufkunu
genişletmek için, “ölmeden önce yapılması gereken 100 şey”
listesinden bir madde eksiltmek için, doğayı sevdiğin için, tarihe meraklı
olduğun için, doğa adına bir şey yapmak için, adrenalin için, korkunla yüzleşmek
için, yeni bir uğraş edinmek için, iki günlüğüne deniz kıyısında
olabilmek için, aklını dağıtmak için dalmalısın.... Bunlardan bir tanesi
için bile aklınızda dalış varsa, dalışı deneyin. Emniyetli ve eğlenceli
dalışlar yapın. Sadece dalmayın, dalmayı hissedin. Siz de bana hak
vereceksiniz.